Size Yepyeni bir Hizmetimiz var!
Artık, annecocuk.com uzantılı e-mail adresiniz olacak.
Şu an için, Ekip Üyeleri, Moderatörler ve kullanıcı seviyesi en az Daimi Üye seviyesinde olan kullanıcılarımızdan ilk başvuracak 500 kişiye ücretsiz annecocuk.com uzantılı e-mail adresi veriyoruz. Üstelik bu e-maillerinizi Google GMail yapısı içinde, Gmail'in bütün özelliklerini ve GoogleTalk'ı kullanma hakkıyla birlikte.
Önümüzdeki günlerde, isteyen bütün üyelerimizin, küçük bir ücret karşılığı annecocuk.com uzantılı e-mail adresi kullanması için gereken çalışmaları tamamlamış olacağız. Ne yazık ki, bu hizmeti herkes için ücretsiz yapamıyoruz. Çünkü, bir sayı limitimiz ve buna bağlı maliyetimiz var.
e-mail adresinizi almak için hemen tıklayın.
AnneCocuk Mail ile neler yapabileceksiniz:
- 5 Gb boyutunda bir posta kutusu ile, neredeyse sınırsız e-mail kulanımınız olacak
- G-Mail arayüzü ile, rahat çalışabileceksiniz.
- Google Talk ile entegre bir mail sayfasında çalışacak, dilerseniz Gogle Talk uygulamasını bilgisayarınıza kurarak da çalışabileceksiniz.
- Annecocuk.com üyesi olmayanlarla yapacağınız sohbetlerde, bu kişinin grup dışından olduğu konusunda uyarılacaksınız.
- vee... ilerki günlerde, daha başka yeniliklere ve uygulamalara da ulaşabileceksiniz.
- Bu yapının, AnneCocuk.com ile entegrasyonu tamamlandığında, bütün bunlara annecocuk.com sayfalarından, direk ulaşabileceksiniz. O zaman kadar http://mail.annecocuk.com adresinden erişebilirsiniz.
Not: annecocuk.com e-maili kullanan bir üye süresiz olarak banlandığında, e-mail hesabı da kapatılacaktır. Süreli banlanmalarda ise e-mail hesabı aktif olmaya devam edecektir.
e-mail adresinizi almak için hemen tıklayın.

CEM YILMAZ ARI BARRY BENSON’ I SESLENDİRİYOR
www.arifilmi.com.tr
www.beemovie.com
www.uip.com.tr/fragmanlar/arifilmi.asp
www.uip.com.tr/oyun/arifilmi/
Türkçe Özel Bölümü İzleyin !!!
DreamWorks Animation’un yepyeni bilgisayan animasyon filmi harikası “Bee Movie”nin orjinal seslendirme kadrosunda birbirinden ünlü yıldızlar mikrofon arkasına geçtiler. Jerry Seinfeld’in senaryosunu yazıp seslendirmesine katıldığı filmde Oscar ödüllü oyuncu Renee Zellweger de (Cold Mountain, Chicago) seslendirme kadrosunda görev yaptı.
Film ülkemizde Arı Filmi adıyla, Türkçe seslendirilmiş olarak vizyona girecek. Filmde CEM YILMAZ Arı Barry Benson’ ı seslendiriyor
“Yaratımcısı Jerry Seinfeld’dan “Arı Filmi,” arılar hakkında bildiğinizi sandığınız her şeyi değiştirecek bir komedi. Dünyaya bir arının- özellikle Arı Barry Benson’ın (Cem Yılmaz) gözüyle bakın. Üniversiteden yeni mezun olan Arı Barry’nin, onu ve Yeni Kovanşehri’ndeki her işçi arıyı bekleyen kaçınılmaz kariyerden fazlasını istiyordu. Sadece Balyap’taki işi...bal yapmayı değil. Arı Barry, kovandan çıkma şansının üstüne atlar ve en çılgın hayallerinin bile ötesinde bir dünyayla karşılaşır. Arı Barry istemeden tuhaf çiçekçi Vanessa’yla (Aysun Topar) karşılaştığında, Arı Krallığı’nın en önemli kurallarından birini çiğner – onunla konuşur. Hemen arkadaş olurlar ve Arı Barry, rehber eşliğinde insanlarla ilgili yoğun bir kursa başlar. Herkesin market raflarından bal satın alabileceğini öğrendiğinde şoke olur, asıl görevinin, bu haksızlığı sona erdirmek ve insan ırkına arıların değerli balını çalmaktan dolayı dava açarak dünyayı düzeltmek olduğunun farkına varır.
“Bee Movie”nin yönetmenliğini “The Prince of Egypt – Mısır Prensi”nden tanıdığımız Steve Hickner ile ilk kez bu filme yönetmenliğe soyunan Simon J. Smith ikilisi üstlendi. Yapımcılığını “National Treasure” ve “Kid”e imzasını atmış olan Christina Steinberg gerçekleştirdi. Senaryonun yazımında Jerry Seinfeld’in yanısıra, Barry Marder, Spike Feresten ve Andy Robin de görev yaptılar.
“Bee Movie”, DreamWorks Animation’un böcek temalı ikinci filmidir. İlki 1998 yapımı “KarıncaZ-Antz”dı.
Bu animasyon film için hazırlanan kısa fragmanda bazı sahnelerde gerçek aktörlerin oynadığı live-action tekniğine göre çekilmiş sahneler olduğu görülüyor. Bunlar arasında Eddie Izzard’ın yönetmenin portresini çizdiği sahne de var.
Bu film, fragmanında Paramount Pictures’ın da logosunun yer aldığı ilk DreamWorks animasyon filmidir. Hatırlanacağı üzere geçtiğimiz yıl DreamWorks Pictures’ın hisseleri Paramount Pictures tarafından satın alınmıştı.
DreamWorks’ün bir önceki animasyon çalışması “Orman Çetesi-Over The Hedge”in DVD’lerinde “Bee Movie”den bazı sahnelerin yer aldığı kısa bir tanıtımı var. Örneğin Barry’nin Vanessa ile tanışma sahnesi…
ÖĞRENCİLER NE YEMELİ?
Sağlık Bakanlığı, öğrencilere kahvaltı yaparak güne başlamalarını ve beslenme çantalarında süt, ayran, meyve suyu, peynir, kuru meyve, ekmek, taze sebze, meyve gibi yiyecekler bulundurmalarını önerdi.
Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü Beslenme ve Fiziksel Aktiviteler Daire Başkanlığı, çocukların tüketmeleri gereken 4 besin grubundaki yiyeceklerin yer aldığı bir liste hazırladı.
Kemik ve dişlerin sağlıklı, kasların da güçlü olması için günde 2-3 su bardağı süt, yoğurt ya da ayran, 1 kibrit kutusu kadar da peynir tüketilmesi önerildi.
Beyin gelişimi, hastalıklara karşı direnç ve kansızlıktan korunmak için gerekli olan et-yumurta-kuru baklagil grubundan ise günde 2-3 köfte kadar et, tavuk, balık veya 1 tabak kuru baklagil yemeği, haftada 3-4 kez de 1 adet yumurta yemek gerekiyor.
Vücut direncinin artması, göz, diş ve cilt sağlığı ve sindirim sisteminin düzenli çalışması için gerekli olan sebze-meyve grubundan ise günde 2 porsiyon sebze, 3 porsiyon de meyve tüketilmesi önerildi.
Enerjik olmak ve sinir sisteminin güçlenmesi için gereken ekmek ve tahıl grubundan da günde 4-6 orta dilim ekmek, 1 tabak pirinç, bulgur pilavı veya makarna yenilmesi, 1 kase de çorba içilmesi gerekiyor.
Bakanlığın beslenme önerileri:
Yeterli ve dengeli beslenin
Kahvaltı yapmadan güne başlamayın.
Öğün atlamayın.
Vücut ağırlığınızı dengede tutun.
Televizyon ve bilgisayar karşısındadaha az zaman harcayın.
Sevdiğiniz spor dallarıyla ilgilenin.
Şeker ve yağ içeriği yüksek besinler yerine besleyici değeri yüksek ve sağlıklı besinleri tercih edin.
Beslenme çantanızda süt, ayran, meyve suyu, peynir, kuru meyve, ekmek,taze sebze, meyve, haşlanmış yumurta, et (köfte, tavuk eti), kek,kurabiye veya poğaça gibi yiyeceklerin bulunmasını tercih edin.
Okul çevresinde kontrolsüz koşullarda üretilen ve açıkta satılan besinleri satın almaktan kaçının.
Günde en az iki kez dişlerinizi fırçalayın.
Yemeklerden önce ve sonra ellerinizi iyice yıkamayı unutmayın
Anne-baba ve öğretmenlere mektup
Bakanlık, öğrenci, anne-baba ve öğretmenlere sağlıklı beslenme önerilerinin yer aldığı mektuplar göndermeyi planlıyor.
Öğrencilere hitaben yazılan mektupta, almaları gereken 4 besin grubundaki yiyeceklerle sağlıklı beslenme önerileri yer alıyor.
Beslenme alışkanlıklarının çocuğun sağlığı, başarısı, güçlü ve mutlu olmasında etkili olduğu bildirilen anne ve babalara hitaben yazılan mektupta ise öğün atlanmaması, kahvaltının önemi, iyotlu tuz ve yeterlisıvı tüketimi, çocuğun vücut ağırlığına dikkat edilmesi, beslenme çantasının içeriği ve temizliği, örnek beslenme davranışları sergilenmesi, televizyon ve bilgisayar karşısında harcanan zamanın azaltılarak hareketli bir yaşam sürdürülmesi gibi hususlara dikkat çekiliyor.
Bakanlık tarafından öğretmenlere hitaben hazırlanan mektup ise beslenme alışkanlıkları konusunda yol gösterici bilgiler içeriyor.
Öğretmenlerden istenen bazı çalışmalar:
Öğrencilerinizle birlikte sınıfınızda yeterli ve dengeli beslenmekonularının yer aldığı bir köşe hazırlayınız ve bunu zaman zamangüncelleyiniz.
Beslenme konulu şiir, kompozisyon ve bilgi yarışması gibi etkinlikler düzenleyiniz.
Sık aralıklarla öğrencilerinizin kahvaltı yapıp yapmadıklarınısorgulayınız.
Beslenme saatlerinde öğrencilerin patates kızartması, şeker, çikolata yerine 4 besin grubunda yer alan besinlerden uygun olanlarını seçmelerini isteyiniz.
Beslenme çantasında sulu yemekleri taşımak zordur.
Dengeli bir şekilde hazırlanmış ekmek arası yiyeceklerle desağlıklı öğünler oluşturulabilir.
Yeterli ve dengeli beslenme konusunda örnek davranış gösteren çocukları ödüllendiriniz.
Öğrencilerinizin boy ve kilo artışlarını takip ediniz ve değerlendiriniz.
Sonbahar geldi grip virüsü de kol gezmeye başladı. Gribin önüne geçmenin etkili yollarından birinin grip aşısı olduğunu belirten uzmanlar, “Bu aylarda yapılacak grip aşısı ile kışı daha rahat geçirebilirsiniz” diyor.
Grip, “influenza” virüsünün solunum yoluyla insan vücuduna girmesiyle oluşan ve salgınlara yol açan bir enfeksiyon hastalığı. Dünya Sağlık Örgütü‘nün verilerine göre, grip her yıl dünya nüfusunun yüzde 5‘ini etkiliyor. Gribin ülkemizde genellikle hafife alındığını söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi’nden Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Elif Hakko, “Neden olacağı yan etkiler sonrasında özellikle ileri yaştakiler, çocuklar, kronik hastalığı olanlar ve bağışıklık sistemi baskılanan kişilerde ölüme kadar varabilen ciddi sonuçlar doğurabiliyor” diye uyarıyor. Dr. Hakko, grip aşısının kime, ne zaman yapılacağı ve etkileri hakkında merak edilen sorulara cevap verdi.
NASIL BULAŞIR?
Gribe neden olan influenza virüsü; hasta veya taşıyıcı kişilerin hapşırması ya da öksürmesi yoluyla kolaylıkla bulaşabilir. Virüs bulaşmış ellerle temas etmek veya öpüşmek de yine bu virüsün geçmesine neden olan diğer faktörlerden. Ayrıca grip hasta veya taşıyıcı kişinin tuttuğu kapı kolu, telefon ahizesi veya havlu gibi ortak kullanım eşyalarından da bulaşabiliyor. Hasta kişilerden çevreye saçılan virüs parçacıklarının havada asılı kalabilme yeteneğine sahip olması, bulaşıcılığı daha da artırıyor. Hasta kişinin kapalı bir ortama girip çıkması bile o ortamda bulunan kişileri virüsün bulaşması açısından risk altına sokuyor.
Bu nedenle grip ev, iş yeri, okul, kreş ve toplu ulaşım araçları gibi kapalı mekanlarda çok kolay bulaşıyor. Virüsü kapmış ancak henüz belirgin yakınmaları olmayan, bir başka deyişle taşıyıcı kişiler de hastalığı bulaştırabiliyorlar. Eğer kişinin bağışıklık direnci güçlüyse, gribi hafif bir ateş yükselmesi ve halsizlik ile birkaç gün süren kuru öksürükle ayakta da geçirebiliyor. Bu kişiler iş ve sosyal ortamdan kopmadıkları için de virüs kolaylıkla başkalarına bulaşabiliyor.
TEDAVİ EDİLİRSE 1 HAFTADA, EDİLMEZSE 7 GÜNDE GEÇER
“Grip tedavi edilirse bir haftada, edilmezse 7 günde geçer” sözünden de anlaşılacağı üzere, bu hastalık kendi kendine de düzelebiliyor. Dolayısıyla grip, bağışıklık sistemi güçlü olan insanlarda genellikle endişe edilecek tablolara neden olmuyor. Gribal enfeksiyonda yatak istirahatının yanı sıra, gerektiği durumlarda yakınmaları hafifletmeye yönelik tedaviler de uygulanmaktadır. Örneğin ateş düşürücü ilaçlar verilebilir, kas veya eklem ağrılarını gidermek amacıyla ağrı kesicilerden yararlanılabilir. Yeni çıkan bazı ilaçlar da, ilk belirtilerin başlamasından sonraki 24 - 48 saat içerisinde alındığında, gribin daha kolay atlatılmasını sağlıyor. Bağışıklık sistemi güçlü olan çoğu insan için 5- 7 gün yatak istirahatı ve bol sıvı alımı bile yeterli oluyor.
TEDAVİDE SIK YAPILAN HATALAR
Halk arasında antibiyotiklerin gribal enfeksiyon üzerinde etkili olduğu yönünde yanlış bir inanış var. Ancak antibiyotikler bakteriler üzerinde etkili oldukları için grip tedavisinde hiçbir yarar sağlamazlar. Üstelik zararlı etkilere de sahip olabilirler. Solunum sistemimiz, bünyesinde yararlı bakterileri de barındırıyor. Gelişigüzel kullanılan antibiyotikler ise zararlı mikropları vücudumuzdan atmakla görevli olan bu bakterileri yok edebiliyor. Bunun sonucunda virüsler vücudumuza kolaylıkla girebiliyor ve çeşitli hastalıklara neden olabiliyor. Dolayısıyla, antibiyotikler hiçbir zaman hekim önerisi olmadan alınmamalı.
ÖLDÜRÜCÜ OLABİLİR Mİ?
İnfluenza virüsünün yol açtığı bir solunum sistemi hastalığı olan grip; aniden 39 - 40 dereceye kadar çıkan yüksek ateş, aşırı halsizlik, kuru öksürük, baş ağrısı, şiddetli kas ve eklem ağrılarıyla insanı yatağa düşürebilecek kadar ağır seyredebiliyor. Bu hastalık tablosuna kimi zaman bulantı, nadiren de kusma eşlik edebiliyor. Kuru öksürüğe balgam eklendiği takdirde çok dikkatli olunması gerekiyor. Bu belirti, gribin arkasından zatürree gelişebileceğine işaret edebiliyor. Dolayısıyla, özellikle balgamlı öksürüklerde zaman kaybetmeden bir hekime başvurmak, yaşamsal önem taşıyabiliyor.
HANGİ HASTALIKLARA DÖNÜŞEBİLİR?
Grip, dikkat edilmediği takdirde larenjit, farenjit, sinüzit ve orta kulak iltihabına dönüşebiliyor. Sonbahar ve kış aylarında çocuklarda görülen orta kulak iltihaplarının yaklaşık yüzde 30-35‘inin nedeni olabiliyor. Daha da önemlisi; zatürree, menenjit, beyin ve kas iltihabı gibi yaşamı tehdit eden veya ölümle sonuçlanan hastalıklar da ortaya çıkabiliyor. Bu nedenle, özellikle risk grubundaki kişilerin salgın mevsiminden önce grip aşısı yaptırmaları çok önemli.
GRİP AŞISININ ETKİNLİĞİ
Grip aşısı inaktive edilmiş influenza virüslerinden veya antijenlerinden yapılıyor. Aşı uygulandıktan sonra bağışıklık sistemi aşıdaki inaktif virüse karşı antikorlar oluşturuyor. Daha sonra, aktif virüsle karşılaşıldığında, önceden oluşmuş antikorlar enfeksiyon oluşumunu önlüyor veya ağır hastalık riskini azaltıyor.
ZAMAN YAPTIRMAK GEREKİYOR?
Grip aşısının mutlaka salgın başlamadan önce yapılması gerekiyor. Aşının etkisinin ortaya çıkması için aşağı yukarı 2-3 haftalık bir süreye ihtiyaç duyuluyor. Dolayısıyla, grip aşısı için en uygun zaman sonbahar, özellikle de Eylül ve Ekim ayları.
HERKESE YAPILABİLİR Mİ?
Aşı, 6 aydan küçük bebekler, hamileliğin ilk 3 ayı içerisindeki anne adayları, yumurta ve tavuk proteinlerine alerjisi olan kişiler dışında herkese yapılabilir. Ayrıca, 38 derece üstünde ateşi olan hasta kişilerde, aşı uygulamasının ateş düştükten sonra yapılması gerekiyor.
AŞI TEKRAR EDİLMELİ Mİ?
Grip aşısında tek doz yeterli oluyor. Daha önce hiç grip aşısı yaptırmamış olan 8 yaşından küçük çocuklarda ise aradan en az 4 hafta geçtikten sonra ikinci doz aşılama yapılması gerekiyor. Grip aşısının her yıl tekrarlanması gerekiyor. Bunun nedeni ise, virüslerin her yıl kendilerini değiştirdikleri için, bir önceki yılın aşısının sonraki yıl koruyucu özelliğini yitirmesi. Genellikle 2 -3 hafta sonra etkili olmaya başlayan grip aşısının koruyuculuk süresi de 6 - 12 ay sürüyor. Aşının koruyuculuğu ise karşılaşılan virüsle aşının içerdiği antijenik yapının uyumuyla ilişkili. Aşıdaki antijenler virüsle ne kadar uyumluysa, korumanın da o kadar iyi sağlandığını belirtiyor.
HER YAŞTA AYNI KORUYUCULUĞA SAHİP Mİ?
Grip aşısı ile koruyuculuk, 65 yaş altındaki sağlıklı erişkinlerde yüzde 70-90 gibi yüksek oranlarda seyrediyor. İleri yaşlarda bu etki yüzde 30-40 oranında azalmakla birlikte, hastalığın hafif geçirilmesi sağlanıyor. Yapılan kısıtlı sayıdaki çalışmalara göre, grip aşısının çocuklar üzerindeki koruyuculuk oranı ise yüzde 22-91 arasında değişiyor. Ancak antijenik yapıda büyük değişiklikler meydana gelmişse koruma etkisi tüm yaş gruplarında azalıyor veya aşı tamamen etkisiz hale geliyor.
YAN ETKİLERİ VAR MI?
Grip aşısının damar yoluyla verilmemesi gerekiyor. Aksi takdirde çeşitli komplikasyonların gelişebiliyor. Grip aşısı başka bir bölgeye yapılmak kaydıyla diğer aşılarla beraber de uygulanabiliyor. Aşı sonrası nadiren hafif geçen nezle türü bir tablo oluşabiliyor. Aşı yapıldıktan sonra enjeksiyon bölgesinde ender görülse de; kızarıklık, şişlik, morarma, ateş, kırıklık, titreme, yorgunluk, baş ağrısı, terleme, kas ve eklem ağrıları gibi yan etkiler ortaya çıkabiliyor. Çok rahat tolere edilebilen bu yan etkiler de 1-2 gün içinde kendiliğinden geçiyor. Ancak bu yan etkilerin dışında başka bir şikayet oluştuğu takdirde mutlaka bir doktora başvurulması gerekiyor.
KİMLER GRİP AŞISI OLMALI?
Birincil risk grupları
65 yaş ve üstündeki kişiler (özellikle huzur ve bakım evlerinde kalanlar)
Kronik hastalığı olanlar: Kalp damar sistemi hastaları; akciğer, karaciğer ve böbrek hastaları; romatizma hastaları, diyabet hastaları ve endokrin sisteme ait hastalıkları olanlar
Bağışıklık sistemleri baskılanmış kişiler: Kanser hastaları, organ ve kemik iliği nakli yapılanlar
6 aydan büyük çocuklar
Uzun süreli aspirin tedavisi alan çocuklar ve gençler
Hamileler (ilk üç aydan itibaren) ve emziren anneler
İkincil risk grupları
Birincil risk grubunda yer alanlarla yakın temasta olanlar
Sağlık personeli (doktorlar, hemşireler vs. )
Sık sık özellikle yurtdışına seyahat edenler
Gribin tıbbi ve ekonomik olumsuz etkilerinden korunmak isteyenler (öğretmenler, iş adamları, sporcular, askerler, üretimde çalışanlar.)
İlk günler bebeğe sarı giysiler giydirmeyin!
Yeni doğan bebeklerde sarılığa neden olan kandaki "bilirubin" maddesinin normalin üstüne çıkması, beyinde kalıcı hasara neden olabiliyor. Türkiye’de yeni doğan bebeklerin yaklaşık yüzde 60’ında, her 10 bebeğin ise 6’sında yeni doğan sarılığı görülüyor.
Keçiören Eğitim Araştırma Hastanesi Çocuk Sağlığı Hastalıkları Uzmanı Dr. Fahrettin Erdoğan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yeni doğan sarılığının, sadece yeni doğan bebeklerde görülen, kandaki "bilirubin" maddesinin artışına bağlı oluşan bir hastalık olduğunu söyledi.
Hastalığın, her zaman tehlikeli sınırlara yükselmediğini belirten Erdoğan, bilirubin maddesinin, "önce göz akında sonra da ciltte birikmesiyle" göz ve cildin sarımsı bir renk aldığını kaydetti.
"ZİHİNSEL ÖZÜR BIRAKABİLİR"
Erdoğan, zamanında doğan bebeklerde bir haftayı, erken doğan bebeklerde 2 haftayı aşmayan, belli düzeyleri geçmeyen ve bebek için tehlikeli
olmayan "fizyolojik sarılık" ile tehlikeli olabilen yeni doğan sarılığının karıştırılmaması gerektiğini kaydetti. Bu iki sarılığın, ancak kandaki bilirubin düzeylerine bakılarak kesin olarak ayırt edilebileceğini belirten Erdoğan, "Bunun için bilirubin ölçümü yapılabilen bir merkeze başvurulması gerekir" dedi. Yeni doğanlarda, kanda bulunan bilirubin maddesinin fazla yapılması ve vücuttan atılımının ise yavaş olmasının, kanda yüksek oranda birikmeye neden olduğunu belirten Erdoğan, şunları kaydetti: "Kan grubu uyuşmazlığı, anne sütünün yeterli verilmemesi, kandaki mikroorganizmalara bağlı enfeksiyon gelişmesi gibi çeşitli faktörlerin de araya girmesiyle ’bilirubin’ maddesi kanda çok aşırı düzeylere çıkabilir ve bebek için tehlikeli olabilir. Bu tür durumlarda ’bilirubin’ maddesi beyine oturabilir ve beyinde kalıcı hasar yapabilir, zihinsel özür bırakabilir." Erdoğan, yeni doğan sarılığının, erişkinlerde ve çocuklarda görülen, mikrobik ve karaciğeri tutan virüslerle oluşan iltihabi "mikrobik sarılıkla" da karıştırılmaması gerektiğine işaret ederek, "Yeni doğan sarılığı pek çok nedeni olan ve mikropla ilişkisi olmayan, sadece yeni doğana özgü bir durum. Mikrobik sarılık ise tüm yaş gruplarında görülebilen karaciğer iltihaplanmasına bağlı bir durum" dedi.
"YENİ DOĞANLARIN YÜZDE 60’INDA GÖRÜLÜYOR"
Yeni doğan sarılığının görülme sıklığının çok sık olduğuna dikkati çeken Erdoğan, Türkiye’de yeni doğan bebeklerin yaklaşık yüzde 60’ında, her 10 bebeğin ise 6’sında yeni doğan sarılığı görüldüğünü kaydetti.
Erdoğan, yeni doğan sarılığı görülen bebeklerin bir kısmının hastanede tedavi altına alınması gerektiğini belirterek, yeni doğan servisinde yatan bebeklerin çoğunluğunun riskli yeni doğan sarılığı nedeniyle tedavi gördüklerini söyledi.
Yeni doğan sarılığının geçici olduğunu ancak yüksek bilirubin düzeylerinde kalıcı zihinsel hasara neden olabileceği için ihmal edilmemesi gerektiğinin altını çizen Erdoğan, annelerin bebeklerini iyi gözlemlemesi gerektiğini söyledi.
Erdoğan, yeni doğan sarılığı hastalığında, ilk olarak göz akındaki sarımsı rengin yüzden başlayarak gövdeye, ayaklara ve ellere doğru yayıldığını belirterek, "Sarı renk ne kadar belirginleşirse, hastalık o derece ilerlemiş demektir. Bu, en kolay bebeğin yüzüne ve gözüne bakarak anlaşılır" dedi. Bu belirtiler görüldüğünde, bebeğin en kısa zamanda uzman doktora götürülmesi gerektiğini ifade eden Erdoğan, "Kan testlerinden sonra sarılığın düzeyi tespit edilir. Eğer, belirtiler ilk 24 saat içinde çıkmışsa, bu mutlaka patolojik hastalık belirtisidir ve
mutlaka doktor tarafından değerlendirilmelidir" uyarısında bulundu.
Erdoğan, sarılığın, zamanında doğan bebeklerde ilk 3-4 gün içinde, erken doğanlarda ise 5-6 gün içinde en yüksek seviyesine ulaştığını belirterek, erken taburcu olan bebeklerin 3 günlük olduğunda mutlaka hastaneye getirilerek kontrol edilmesi gerektiğini kaydetti.
"İLAÇ TEDAVİSİ HENÜZ YOK"
Yeni doğan sarılığında henüz deneme aşamasında olanlar hariç belli bir ilaç tedavisi olmadığını belirten Erdoğan, şunları söyledi:
"2 tip tedavi var. Eğer sarılık belli sınırlar içindeyse öncelikle ’Fototerapi’ denilen ışık tedavisi uygulanır. Bebek, gözleri korunarak belli dalga boyundaki ışık altına konulur. Böylece kanda biriken ve cilde gelen bilirubin maddesinin yıkımı sağlanır. Bu tedavinin süresi, hastalığın durumuna göre değişir ve bebek ortalama 3-4 gün kadar hastanede yatar.
bilirubin düzeyinin, ışık tedavisi sınırlarını aşması durumunda kan değişim tedavisi yapılır. Göbeğe yerleştirilen bir kateter yardımıyla, bebeğin kanı değiştirilerek kan bilirubin düzeyi düşürülür." Erdoğan, bebeğin en kısa süre içinde anne sütü alması ve sık sık emzirilmesi gerektiğinin de altını çizdi.
"SICAK HAVA BİLİRUBİN MİKTARINI ARTIRIYOR"
Sıcak havanın, bilirubin maddesini artırıcı etki yaptığına da işaret eden Erdoğan, bebeğin terlemeyle birlikte sıvı kaybettiğini ve bunun da kandaki bilirubin ve tuz miktarının artmasına neden olduğunu söyledi.
"İLK GÜNLER SARI GİYDİRMEYİN"
Bebeklerin doğduğunda üstüne sarı tülbent örtülmesi ve ilk günler sarı renkte kıyafetler giydirilmesi ile sarılığın tedavi olacağı yönündeki inanışların yanlış olduğunu ifade eden Erdoğan, "Bunlar tamamen hurafe.
Bebeğinizi böyle giydirirseniz, sadece bebeğinizin sarardığının fark edilmesini de engellemiş olursunuz. Bu nedenle kesinlikle sarı giysiler giydirilmesini önermiyoruz" dedi.

ANNECOCUK.COM 10. YILINDA... Hemen
Siteye Giriş
Ana Menü
Kimler Sitede
Virüs Tarama
