Toplam 3 sonuçtan 1 ile 3 arasındakiler gösteriliyor.
  1. #1

    HAMİLE VE HAMİLE OLMA ADAYI ARKADAŞLAR LÜTFEN BURAYA:) İŞTE SİZE BU KONUDA BİR DOLU BİLGİ:)

    merhaba arkadaşlar burda attach olmadığından bendeki wordda topladığım bir dosyadaki bilgileri aynen aşağıya kopyaladım
    hamilelikle ilgili bilgilerin yeraldığı internetten beğendiğim verileri topladığım
    dosyayı göndermek istedim umarım beğenirsiniz. Gerçekten çok faydalı bilgiler var hamilelikte beslenme, tıbbi bilgiler, hamilelikle ilgili batıl inançlar(batıl inanç deyip geçmemeli bence halkın tecrübeleri onlar), itiraf.comdan hamilelikle ilgili deneyimler,
    iyi akşamlar...Word dosyasına aşağıdaki bilgileri kopyalayıp istediğiniz zaman yararlanabilirsiniz,umarım sağlıklı hayırlı evlatlar sahibi olursunuz


    Hamileliğin 13. haftasından başlayarak karnınızı hafifçe aşağıdan bel bölgesine doğru okşayın. 'Okşamak.. Seni okşuyorum' diyerek onunla konuşun. Eşinizle birlikte bebek için kaset doldurun. Sevgi dolu yumuşak sesle ona ismini söyleyin, 'Adın Ali, ben senin annenim, seni sabırsızlıkla bekliyorum'. 'Ece, ben senin babanım, seni çok seviyorum.' Bu iletişim için bebeğin en hareketli olduğu 20.00- 24.00 saatleri yeğleyin.

    Gebeliğin devreleri: Çeşitli faydaları olması bakımından üçer aylık üç devreye ayrılarak incelenir.
    Birinci üç aylık dönem: Hâmilelik teşhis edildikten sonra ilk yapılacak iş hekime mürâcaat edip, gerekli muâyene ve tedkikleri yaptırmakdır. Doğumun normal yolla olup olamayacağı, kalp, böbrek, akciğer ve kan sistemine âit bir bozukluk olup olmadığı araştırılmalıdır. Tansiyon ölçümü, kan uyuşmazlığı açısından Rh faktörünün araştırılması, idrarda şeker ve albümine bakılmalıdır. İlk üç aylık gebelik devresinde her ay kontrole gitmelidir.
    Umûmiyetle ilk üç ay, vücud ağırlığında belirgin bir artma olmaz. Bulantı kusmalardan dolayı zayıflama dahi olabilir. İştahsızlık ve bulantı-kusma problemleri sebebiyle diyet tanziminde acele etmemelidir. Gebenin ortalama olarak haftada 250 gram (her ay bir kilo) alması istenir. Gebeliğin ilk üç ayında aşırı yorgunluk ve bitkinliğe yol açmamak kaydı ile, gebe kadın gündelik işlerini aksatmadan yapabilir. Alışık olmayan kadınlar için en iyi egsersiz yürüyüştür. Günün muayyen saatlerinde yapılan fazla yorucu olmayan yürüyüşler, kan dolaşımını iyileştirmesi, bebeğin oksijenlenmesini arttırması, anneye iyi bir ruh hâleti kazandırması yanında, doğumdan sonra vücûdun eski hâlini tam ve çabuk almasını da kolaylaştırır. Çok uzun olmamak şartıyla çeşitli seyâhatler yapabilir. Fakat son üç ayda bundan da kaçınmalıdır. Uzun yolculuklarda anne uyarılıp erken doğumlar husûle gelebilir.
    İlk üç ayda görülen şikâyetler: Bulantı ve kusmalar, anne olacak kadınların yarısından çoğunda rastlanan bir şikâyettir. Genellikle 3-4. haftalarda başlayıp, 11-12. haftalarda kendiliğinden geçer. Bulantılar çoğu defâ sabah uyanınca ortaya çıkar. Açlık, gıda kokusu, sulu gıdâlar ve yağlı yiyecekler, ilâveten de rûhî stresler bu şikâyetin artmasına sebeb olur. Bilinen husus, bu şikâyetler için ilâç kullanmanın zararlı olduğudur. Bu sebeple bulantı ve kusmalar için gıdâ rejimi tatbiki faydalı olur.
    Sabah uyanınca hemen yataktan kalkmamalı, 10-15 dakika uyanık, fakat hareket etmeksizin yatmalıdır. Yataktan kalkmadan akşamdan hazırladığı birkaç tuzlu bisküviyi yemesi, bulantı için çok iyi gelir. Günde bir-iki öğünde yemek yerine sık sık kuru gıdâlar, kızarmış ekmek, kraker yenmesi faydalıdır. Karbonhidrattan zengin, yağdan fakir yiyeceklere rağbet etmeli, sigara alışkanlığından vazgeçmelidir. Gebelerin çoğunda 12. haftada bu şikâyetler son bulur ve çok şiddetli seyretmez. Bâzılarında ise umûmî durumu bozacak seviyeye kadar varabilir. Hasta hiçbir şey yemediği hâlde mütemâdiyen kusar. Bu durumda hâmile kadın hastahâneye yatırılmalı ve yoğun bir tedâvî programına alınarak çocuğun ve annenin sıhhati korunmalıdır.
    İkinci üç aylık dönem: Hâmilelikle ilgili rahatsızlıkların en az olduğu bu dönemde anne vücudu ile cenin tamâmıyla birbirlerine alışmışlardır. Kadın psikolojik olarak da gebeliğe adapte olmuştur. Herhangi bir şikâyet ortaya çıkmadığı takdirde, ayda bir kontrole gitmek yeterlidir. Bulantı ve kusmaları sona erip, iştah geri geldiğinde iyi bir diyet tanzim edilmelidir. Yumurta, et, süt tâze meyve ve sebze diyete dâhil edilir. Haftada 250 gramdan fazla kilo almamaya dikkat etmelidir. Yemeklere atılan tuz miktarını azaltmakta büyük fayda vardır. Böylece vücutta su birikimi ve buna bağlı olarak ortaya çıkacak kalp yüklenmesi önlenmiş olur.
    Hâmileliğin ikinci üç aylık devresinde kadının yaşama şartlarında herhangi bir değişiklik yapması gerekmez. Bu devrede ortaya çıkan başlıca şikâyetler şunlardır:
    Bacaklarda kramp: Genellikle 24. haftadan sonra bilhassa geceleri ortaya çıkar. Sebepleri organizmada inorganik fosfor bileşiklerinin artıp, kalsiyumun azalmasıdır. Fosforsuz kalsiyum tuzları ve içilen çiğ süt miktarının azaltılması îcâb eder. Sırt ağrısı: Gelişen gebelik mahsulünün kitle ve ağırlığı sebebiyle ortaya çıkan bir mekanik ağrıdır. Çoğunlukla altıncı ayın sonunda görülmeye başlar. Hamilenin istirahati ile hafifler. Cilt belirtileri: Gebelikte kızarıklık, kaşıntı, kurdeşen görülebilir. Bunlar yağ ve ter bezlerinin aşırı faaliyeti sonucu ortaya çıkar. Nefes darlığı:Normal kişide rahatsızlık vermeyen birkaç merdiven çıkışı, bu zamanda annenin nefes almasını güçleştirebilir. Rahmin büyüyerek karın boşluğunu yukarı doğru itmesinden ve göğüs kafesine baskı yapmasından ileri gelir. Sırt üstü yatıp, kolları ve bacakları yukarı kaldırarak yapılan nefes alma eksersizleri, göğüs kafesini genişletmesi açısından faydalı olur. Kolları yana indirirken nefes verilir. Bu hareketi yavaş yavaş ve düzenli bir şekilde nefes normal duruma gelinceye kadar tekrarlamalıdır.
    Üçüncü üç aylık dönem: Yedinci aydan îtibâren 15 günde bir muâyene gerekir. Kontrollerde vücut ağırlığı, tansiyon, başağrısı, görme bozuklukları, akıntı ve kanama gibi belirtiler üzerinde hassasiyetle durulmalıdır. Bebek doğum ağırlığının büyük kısmını bu safhada kazandığından, diyet üzerinde titizlikle durulmalıdır. Haftada 500 gramın üzerinde kilo alınması hâlinde yemek aralarında birşey yenmemesi, yemeklerdeki yağlı maddelerin, ekmeğin şeker ve patatesin kesilmesi gerekir. Elbiseler gevşek, ayakkabılar alçak topuklu olmalıdır. Aktivite sınırlandırılmalı, geceleri en az sekiz saat uyku sağlanmalıdır. Baş yüksekte sırtüstü veya yan yatmalı, aşırı stress ve yorgunluktan kaçınmalıdır. Öğleden sonraları yatak istirahati yapmalıdır.
    Doğumun yaklaşmasıyla birlikte, gebeliğe âit şikâyetlerde artış olur. Varis, hemeroit teşekkülü hızlanır. Sık idrara çıkma, bel ve kasıklarda ağrı daha belirgin olur. Tedâvi yönünden yeni bir tedbir yoktur. Hastalara durumları açık ve etraflıca anlatılmalı, moralleri düzeltilmelidir.
    Üçüncü üç aylık dönemin en önemli hastalıkları, gebelik zehirlenmesi ve kanamalardır.Tansiyon yükselmesi, idrarda albümin olması, bulantı-kusma ile birlikte, şuur bulanıklığı ve çırpınmalar çok tehlikelidir ve hemen hastaneye götürülmelidir. Bu hastaların doğuma kadar sıkı bir kontrol altında kalması gerekebilir.Kanamaların başlaması, plasenta (eş)nın ayrılması ve düşük ihtimâli yine hastaneye başvurmayı gerektiren durumlardır.
    Gebelikte beslenme: Gebelikte beslenme, doğacak çocuğun sıhhati bakımından önemlidir. Her şeyden önce, beslenmenin her çeşit besini yemek olmadığını bilmek gerekir.
    Gebeliğin ilk üç ayında kilo alınmadığı gibi zayıflama dahi olabilir. Bundan sonraki aylarda haftada 250 gr, ayda bir kg almak uygundur. Gebeliğin son zamanlarında bu kilo alma miktarı artar. Sonuç olarak, gebelik müddetince alınan kilonun 9-12 kg civârında olması iyidir. Daha fazla kilo almak, hem bebek için hem de anne için zararlı olabilir. Kötü beslenme de yine aynı şekildedir. İşte bu sebepten, gebe bir hanımın beslenmesini iyi ayarlaması gerekir.
    Gebelikten önceki iyi bir beslenme, olacak çocuğun ilk güzel kazancıdır. Sıhhatli ve çocuk doğurmaya arzulu bir annenin çocuğu da, çok sıhhatli olabilir. Gebelerde en çok demir ve folikasit yetersizliğine bağlı kansızlık görülür. Kalsiyum metabolizmasındaki değişiklik veya bozukluk sebebi ile kalsiyum, fosfor ve D vitamini ihtiyacı artar. Sırf gebe olmaktan dolayı gebelik süresince annenin 40.000 kalori ek enerjiye ihtiyacı vardır.
    Gebe kadın her çeşit besini yiyebilir. Fakat bunların içinde bilhassa yenmesi ve içmesi gerekenler vardır: Süt, yumurta, et ve sebzeler en iyi besin kaynaklarıdır. Çok yemek değil; öz yemek, az yemek güzeldir. Diğer taraftan eğer havanın, suyun ve yağın güzeli bulunabiliyorsa beslenme probleminin büyük bir kısmı halledilmiş sayılır. Her öğünde nebati (bitkisel) yiyecekler sofrada bulunmalıdır. Sevmek, alışkanlık meselesidir. Pırasa, enginar, ıspanak faydalı ve şifalı yiyeceklerdir. En mühimi, sofrada çok çeşitli yemeklerden ziyâde mes’ûd aile tablosunun olmasıdır.
    Döğmeden yapılan keşkek, biramayası (bira ile alakası yok) ve pirinç, B vitaminlerinin en güzel kaynağıdır. Siyah ekmek beyaz ekmekten çok daha güzeldir. Oğlak etinin hazmı kolaydır.Kümes hayvanlarından en iyisi tavuktur. Her türlü meyve yenmelidir. Ceviz, peynir ile berâber yenirse en güzel kalsiyum ve fosfor kaynağıdır. Ayva, kalbten sıkıntıyı giderir, hâmile kadın yerse çocuğu güzel olur. Elma dişlerin çürümesine mânidir. Balda şifâ ve besleyici kuvvet çoktur.
    Açık çay, ıhlamur, anason, papatya, ada çayı demleyip içmekte çok fayda vardır.
    Gebe bir hanımın her zaman olduğu gibi bilhassa gebeyken alkollü içkiler (bira da dâhil) kullanması kesinlikle yasaktır. Anne kanına karışan alkol, bebeğin damarlarında da dolaşır. Her türlü zarara hazır olan bebek organizmasında alkol, yetişkinde yaptığı zararların çok daha fazlasını yapar. Çocuğun normal gelişmemesine, dolayısı ile sıska doğmasına, kemiklerinin zayıf olmasına (raşitizm), düşüklere, rûhî durumun bozuk olmasına, havâle geçirmesine, hattâ ölümüne sebeb olabilir. Hamilelik boyunca sigara içmekten de vazgeçmelidir. Sigara içen annelerin bebeklerinin normalden küçük doğduğu ve erken doğumun (prematüre doğum) daha sık olduğu tesbit edilmiştir.
    Alınacak ilâçlar meselesi hâmilelikte çok önemli bir husustur. Hâmile kadın, mecbur kalmadıkça ilâç almaktan kaçınmalıdır. Ağrı kesici ilâç olarak yalnızca aspirini, o da, çok nâdir olmak kaydıyla kullanabilir. Gerekli durumlarda antibiyotiklerden penisilin grubu ilâçlar en emin antibiyotiklerdir. Bunların dışında diğer ağrı kesiciler, yatıştırıcılar, uyku verici ilâçlar, tetrasiklin ve diğer antibiyotikler, idrar söktürücüler, hormon ihtivâ eden ilâçlar, fosforlu ilâçlar, kusma gidericiler kullanılmamalıdır. 1960’lı yıllarda Avrupa’da “hârika ilâç” olarak tanıtılan Talidomid, bulantı, kusmayı önleyici olarak hâmileler tarafından kullanılınca, binlerce kolsuz, bacaksız bebek dünyâya geldi (Bkz. Talidomid). Bu hâdise tıp târihine “talidomid fâciası” olarak geçmiştir. Gebeliğin ilk aylarında çocuğun alacağı X ışını tehlikelidir. X ışını, mental geriliğe (zekâ geriliğine) ve mikrosefaliye sebeb olabilir. Eğer hekim röntgen çekimini zarûrî görürse, çocuğun bulunduğu bölge dışına X ışını verilebir. Vitaminleri gıdâlardan almak en iyi yoldur. Ancak besinlerle yeterli miktarın elde edilmediği tesbit edildiğinde vitamin preparatlarına başvurulabilir. Demir ve diğer kan ile ilgili ilâçları hekim kontrolünde almalıdır.
    Gebelikte, diş ve ağız bakımı önemlidir. Gebelikte gingivitisler (diş eti iltihapları) meydana gelebildiğinden gebe diş fırçalamayı bırakır. Diğer taraftan, ilk aylarda meydana gelen kusmalar sebebi ile ağızda asit kalabilir. Bu da dişi çürütür. İşte bunun önüne geçmek için çok yumuşak fırçaların kullanılması gerekir. Bu iş için en ideali misvaktır. Fırçalama yerine, ağız sık sık çalkalanır ve işâret parmağı hafif bir şekilde dişler üzerinde gezdirilir.
    Gebelere ağır sporlar yasaktır. Ancak hafif jimnastik ve açık havada yürüme faydalıdır.
    Seyahat mecbûrî olunca tren tercih edilmelidir. Basınç ayarlı uçaklar ile seyehat edebilir. Bilhassa 7 ve 8. aylarda yapılacak seyahat erken doğuma sebeb olabilir.
    Elbiseleri rahat, yumuşak ve sıcak tutucu olmalıdır. Korse takmak yerine jimnastik yapmak tercih edilmelidir. Fakat korsenin de gerektiği durumlar olabilir (hekimin karar verdiği korse kullanılmalıdır). Topuksuz ayakkabı giyilmelidir.
    Doğum sancısı başladığı zaman hasta dolaşmamalıdır. Doğum hastanede yapılacaksa hastane ile önceden irtibat kurulmalıdır. Eğer evde doğum yapılacaksa; ebe ile önceden irtibâta geçilmeli, her iki hâlde de anne ve çocuk için gerekli giyecekler çanta hâlinde hazırlanmalıdır. Evdeki doğumlarda bir zorluk görülürse hemen hastahaneye kaldırılmalıdır. Evde doğum öncesi genel temizlik yapılıp, anne ve çocuk için gerekli olan malzemeler ütülenerek, dezenfekte edilmelidir.
    (Süt içen hamilenin oğlu olursa kalbi temiz, kız olursa güzel olur.) [Ebu Nuaym]

    lHamile bir kadın herhangi birisinin biryerini çirkin bulup
    kınarsa aynı beğenmediği durumu çocuğunda görmeye hazır olmalıdır. Bu gerçeği gözönüne alarak, kınamak gibi bir hataya düşerse hemen tövbe etmelidir.

    Doğum Öncesi Adetleri
    Doğacak çocuğun güzel olması için; güzel çocuklara bakma, tatlı yemeye özen gösterme, ğöğüs üzerine gül ya da çiçek koyma, ya da çocuğun özürlü olmaması için Alah’a (c.c) dua etme gibi pratiklere başvurulur. Doğacak çocuğun selahiyeti için özürlü kimselerle alay edilmemesine dikkat edilir
    Aşerirken ve hamilelik döneminde geçmişte olduğu gibi günümüzde de kadının davranışlarına göre, uyulan, uyulmadığı durumlarda çocuğun güzel olmayacağına veya zarar göreceğine dair inanmalar yaygındır. Bu uygulamaların tümü kadın üzerinde yoğunlaşmaktadır. Hamile kadın;
    - Tavşan eti yemez, yerse çocuğun dudağı mırık (açık) olur.
    - Çocuğun yanakları al olsun diye elma yer.
    -Nar, ayva ve portakal, çocuğu güzel yapar
    -Çocuk güzel , yanakları gamzeli olsun diye ayva yer.
    - Çocuk oynadığı zaman güzele bakar.
    -Gül koklar,
    - Ayva, elma, yeşil erik, üzüm yer
    -Tırmata (ekmek kırıntısı) yiyenin çocuğu güzel olur, yemeyenin erkek çocuğu olmaz
    -Hamile kadın pasmanika (patlamış mısır) fazla yerse doğacak çocukta cilt hastalığı olur.
    -Hamile kadın çocuk karnında oynayana kadar tavuk yediklerinde doğan çocuğun boğazından problemi olur.
    Hamileliği sırasında tavşan yiyen kadının çocuğu, uzun kulaklı ve patlak gözlü olur...
    -Yusuf Sûresi okunan çocuğun güzel olacağına inanılır
    -Hamile gece mehtaba bakarsa, çocuğu ay gibi güzel olur...

    • Doğan çocuk iri ve kara gözlere sahipse, annesinin hamilelikte kara üzüm yediğinden derler...

    • Hamilelikte elma ya da nar yiyen kadının çocuğu, kırmızı yanaklı olur...
    Hamile kimse çirkin şeylere, cenazeye bakması, balık, tavşan, kele-paça veya gizli bir şey yemesi, iyi sayılmaz çünkü doğacak bebeğin, anne neye özenir ise ona benzeyeceğine,
    -Hamile kadın ciğer yerse doğacak çocuklar hasta olur. ... olmaz. Hamile iken ciğer yiyen kadının çocuğu benekli olur.Ciğer yüksek miktarda A vitamini içerdiği için gelişmekte olan embriyoda fiziksel ve zihinsel bozukluklara yol açabilir.
    - Hamileyken canının istediği herşeyi yer, yemezse çocuğu salar (düşer), çocuk ister yemeyi, kadın onun için yemek ister, eğer yemezse çocuk doğduğu zaman dudağı teprenir (titrer).

    Anne çocuğun sağlıklı ve güzel olması niyetiyle Zemzem içmeliymiş.Hz.Cabirden Resulullah(s.a.v) "Zemzem suyu ne maksatla içilirse o maksatla faydalıdır." (Kütüb-i Sitte n:6872)

    bebek.com: Hangi laboratuar testleri kesinlikle yapılmalıdır?
    . Dr. Murat Taşdemir :Hamilelik döneminde idrar testi, kan grubu tayini, kansızlığın tesbiti için kan sayımı, Hepatit B, Rubella ( kızamıkçık ), sifiliz ( Frengi ) toksoplazma, herpes vb. gibi bazı enfeksiyonları araştıran testler yapılmalıdır.
    Beslenmenizi daha sağlıklı, kontrollü ve bilinçli devam ettirebilmeniz için önemli besin maddeleri hakkında daha detaylı bilgilere ihtiyacınız olabilir:
    Özürlülükten korunmak için İyotlu tuz kullanın.




    HAMİLELİKTE;
    KALORİ: Genç bir kadının günde yaklaşık 2200 kcal.’ye ihtiyacı vardır. Hamilelik döneminde bu ihtiyaç günde 255 kcal. kadar artar. Bu ihtiyaç ara öğünler ile karşılanır. Örneğin akşamüzerileri yenilen bir dilim peynirli ya da tereyağlı ekmek ile.

    PROTEİN: Günde 60 gr. protein alınmalıdır. Bunun 40 gr’ı yüksek biyolojik değerli hayvansal proteinlerden (süt, süt ürünleri, et ve balık gibi) karşılanmalıdır. Örneğin, bir porsiyon balık, bir dilim peynir ve bir bardak süt günlük protein ihtiyacını karşılar.
    Kalan 20 gr. ise bitkisel proteinler olmalıdır. Bitkisel proteinlere en iyi örnekler, soya, bezelye, lahana, patates, diğer baklagil ve hububatlardır.

    YAĞ: Besinlerle aldığımız yağ genellikle günlük ihtiyacı karşılar. Dikkat edilmesi gereken nokta, 3-4 kaşık sıvı yağ veya katı yağın günlük ihtiyacı karşılıyor olmasıdır. Bu yağlar, tereyağı ve kızartma yağı olmamalıdır.
    Mısır özü ve ayçiçek yağları esansiyel yağ asitleri olan Linoleik asit ve Alfa-linolenik asit (Omega-6 ve Omega-3 yağ asitleri) bakımından zengindir. Bu esansiyel yağ asitlerinden zengin beslenebilmek için haftada en az 1-2 öğün balık da tüketilmelidir. Annenin hamilelik ve emzirme döneminde esansiyel yağ asitleri tüketmesi, bebeğin sağlıklı sinir sistemi gelişimi için hayati öneme sahiptir.

    KARBONHİDRAT: Ana enerji kaynaklarından, protein ve yağın yanında karbohidrat da yer alır. Karbonhidratı, ekmek, hamurişi, patates, pirinç, sebze ve meyveden alırız. Beyaz un yerine kepek unu ya da kabuklu tahıl unları tüketmeniz önerilir; çünkü bu sayede önemli vitamin ve mineralleri alırken sindirim sisteminiz de rahatlayacaktır.

    SIVILAR: Günde 2-2,5 litre sıvıya ihtiyacınız vardır. Sodyumsuz soda, şeker ilave edilmemiş meyve suları içmeniz tavsiye edilir. Sulu sebze ve meyvelerden de su ihtiyacınızın bir bölümünü karşılayabilirsiniz.
    Hamile anne adayları, çay ve kahve içmemelidir. Emzirme döneminde ise en fazla günde 1-2 bardak çay veya kahve tüketilmelidir.
    Ceviz, peynir ile berâber yenirse en güzel kalsiyum ve fosfor kaynağıdır.Hamileyken yemeli.
    DİKKAT!
    Alkol ve sigara kullanılmamalıdır.
    Salam, sosis, sucuk gibi katkı maddeli etler;
    Çiğ süt ve süt ürünleri,
    bakteriyel enfeksiyonlara neden olabileceği için tüketilmemelidir.
    Hamilelikte, zeytinyağı içinde bulunan yağ asitleri hücre ve sinir sisteminin oluşturulmasında çok önemli etkendir.Günde iki çorba kaşığı zeytinyağı tüketilmelidir.
    Hamilelikte sakıncalı yağlar: (bu yağlar kas spazmına ve düşüğe neden olablilir) Karanfil, fesleğen, yalancı mirha, ardıç, biberiye, tatlı mercangüç, oğulotu, adaçayı, rezene, anason, servi, yasemin, hardal, karaturp, ingiliznanesi, kekik, gerçek melisa'dır.
    qmc; Cinsiyet: Kadın; Yaş: 30; İlenizli 18.03.2003
    canikli gibi benim de yaşımdan küçük gösterdiğimi söylerler. Hatta gözetmenlik yapacağım sınavlarda beni öğrenci sanıp bir sıraya oturtmaya çalışan hocalar yüzünden koca sınıfa rezil olmuşluğum bile vardır. Küçük gösteriyor olmanın zeytinyağıyla ilgisi var mı bilmiyorum ama annem de bana hamileyken sabah-akşam belli ölçüde zeytinyağı içmiş. Ayrıca doğum kilosu en yüksek çocuğu olmama rağmen zeytinyağı sayesinde diğerlerine göre çok daha kolay ve kısa sürede biten bir doğum olduğunu söyler.
    Annem bana hamileyken kiraz yiyormuş. Yanındaki arkadaşı, kirazı dikkatli yemesini, bir yerine sürerse çocuğunun orasında leke kalacağını söylemiş. Annem de denemek için kalçasına sürmüş. Sonuç olarak gerçekten de kalçamda kiraz büyüklüğünde, kırmızımsı bir leke var
    canikli; Cinsiyet: Kadın; Yaş: 36; İl:İstanbul 13.03.2003
    bümin'in itirafını okurken jeton düştü. Şu yaşıma kadar yeni tanıştığım hiç kimse yaşımı doğru tahmin edemedi. Yapılan en yakın tahmin bile gerçek yaşımın 7-8 yıl altında kalıyordu. Yaşından büyük gösteren bir annemle babam olmasına karşın neden böyle olduğumu artık anlıyorum. Annem prematüre doğduğum için besleyeceğine inandığından beni 3 ay saf zeytinyağıyla yıkamış. Canım annem yaaa.
    bümin; Cinsiyet: Erkek; Yaş: 32; İl:İstanbul 06.03.2003
    Dün akşam Kanal D'nin haberlerini seyrederken annem beni öyle bir dumura uğrattı ki bunu hemen yazmalıyım dedim. Haberde eski zamanlarda, daha kozmetik ürünleri piyasada yokken, kadınların cilt bakımını zeytinyağıyla yaptığı anlatılıyordu. Annem bunu duyunca, "Beni de yaşlandığımda genç görüneyim 40 günlük olana kadar zeytinyağıyla yıkamışlar" demesin mi? İşin garibi, annem 67 yaşında olmasına rağmen yüzünde bir tane bile kırışıklık yok. Sesi de yirmilik genç kızlar gibidir. Eskiler hakikaten bu işi biliyorlarmış yani.

    GAJAN2; Cinsiyet: Kadın; Yaş: 41; İl:İstanbul 13.03.2003
    Şu vücudun orasında burasında oluşan lekelerle ilgili konuya dahil olmam gerektiğine inanıyorum. Büyüdüğüm şehirde o lekeler “evliya nişanı” olarak anılır. Bu nedenle hamile kadınlar zorda kalmadıkça evliya ziyaretine gitmez. Gitmişlerse de yüzlerinin ve vücutlarının hiçbir yerine ellerini sürmezler. Kazara elleyenlerin çocuklarında bu lekelerden görülür. İlkokul birinci sınıfa giderken, yüzünün önemli kısmında evliya nişanı taşıyan stajyer bir öğretmenimiz vardı. Resim dersinde sınıfımızın resmini yapmamızı istemişti. Ben de sıralarda oturan bir sürü çocuk ve kara tahta başında yüzünün yarısı kırmızıya boyanmış bir kadın resmi çizmiştim. Aslında kötü niyetle çizilmeyen, ancak çocuklara özgü zalimce bir realizm taşıyan resmime bakan stajyer öğretmenin gözleri dolmuştu. Akmaya hazır gözyaşlarını görünce çok utanmıştım. Bugün bile o anı hatırladıkça hem utanır hem de çok ama çok üzülürüm.
    çoközel; Cinsiyet: Kadın; Yaş: 34; İl:İstanbul 07.01.2003
    Halk arasında "evliya nişanı" diye bilinen bi şey vardır ya hani... "Hamile bir kadın evliyanın yanından geçerken elini o anda neresine sürerse bebeğinin orasında leke kalır" denir. Ben buna inanmazdım. Hamileyken Eyüp Sultan Camisi'nin önünden geçtiğim bir gün bunu düşünüp, "Ne saçma" diyerek elimi burnumun kenarına hafifçe sürttüm. Şimdi kızımın aynı yerinde çok küçük de olsa, tıp dilinde hemanjiyom denen lekelerden var. Bir daha böyle inanışlara boş vermeyeceğim.

    Özellikle yapmaya gayret ettiği uygulamalar
    - Güzel insanlara bakar
    - Aya, gökyüzüne bakar
    - Elma, ayva gibi yiyecekler yer


    Hamilelik: Bademi buğday çimi, hurma, incir, darı, fındık, elma, armut, üzüm yenmelidir.
    Hamile kadınlara bir öneri: Karnınızı hergün badem özü yağı ile yumuşak hareketlerle ovun. Böylece, cildin cildin esnek olmasını sağlar ve hamilelikte kırışıklıkların oluşmasını önlersiniz
    Gelişmenin biyolojik temelleri bulunduğunu söyleyen Prof. Dr. Yılgör, beynin gelişiminin yaptığı aktivite türü ve derecesine bağlı olduğunu belirtti. Prof. Dr. Yılgör “Eğitim anne karnında başlar. Annesi, karnındayken çocuğunu seviyorsa, çocuğuna sevgi dolu öyküler anlatıyorsa, gelişim olumlu yönde olur. Ancak, anne bunun tersi bir tavır sergilerse, gelişim başka yönde olur” dedi.
    Gebeliğin ilk 3 ayında, süt ve süt ürünleriyle balık, sebze, fındık ve fıstık tüketiminin anne karnındaki bebeğin gelişimi için önemli olduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Demir, şöyle konuştu:
    ''Güneydoğu'da dünyaya gelen bebeklerde, folik asit ve B vitamin eksikliği sakat doğum oranını yükseltiyor. Bu da folik asit yönünden zengin olan kepekli ekmek, tahıl türü gıdalar ile bebeğin beyin gelişimini olumlu yönde etkileyen omega yağ asitleri yönünden zengin olan balık, fındık, fıstık ve meyve tüketimiyle ortadan kaldırılabilir. Hamilelik döneminde günlük 2 bin kaloriye ihtiyaç duyan anne, sağlıklı bir neslin devamını sağlamak için tuz, şeker ve unlu mamul tüketimini de kısıtlamalıdır.''
    Nedeni ne olursa olsun hamileler için bulantı ve kusmalar rahatsız edici bir durumdur ve bu durumun rahatsızliğinı biraz da olsa hafifletmek için bazı yollar önerilebilir. Bunlardan bazılarına kısaca bir göz atalım:
    Tarçınlı akide şekeri iyi gelir
    •Protein ve karbonhidrat açısından zengin bir beslenme diyeti uygularsak çevre koşulları içinde iyi beslenmiş oluruz. Bulantı ve kusmalara karşı kuru bisküvi, kızarmış ekmek ya da meyve yemek iyi gelir. Ayrıca zencefilli bisküvi ve içecekler ile soda da yararlıdır.
    •Özellikle kusma yoluyla sıvı kaybediyorsak bol miktarda sıvı tüketmeliyiz (milk-shakeler,çorbalar meyve ve sebze suları). Ama eğer sürekli sıvı besinle beslenmek midenizi bulandırıyorsa bol sulu katı gıdalar; turunçgiller kavun, lahana gibi besinler tüketilebilir.
    •Midenizi bulandıracak görüntü, koku ve tatlardan uzak durulmalı.
    •Sabah bulantılarını artırdığı için sigara dumanından sakınılmalı.
    •Bulantı krizlerinden önce yemek yememeye özen gösterirseniz olası bir bulantıyı önleyebilir yada şiddetini azaltabilirsiniz.

    •Uyku ve dinlenme için biraz daha fazla zaman ayırarak bulantının sıklığını ve şiddetini azaltmak mümkün.

    •Sabahları hızlı hareket etmek bulantıya yol açabilir bu yüzden yavaş hareket etmeye çalışılmalı.
    Gebelikte En Yararlı Besinler;
    • Süt, yoğurt ve peynir (kalsiyum ve protein içermektedir.)
    • Yeşil yapraklı sebzeler (C vitamini, folik asit ve lif içermektedir.)
    • Yağsız kırmızı et (Protein ve demir içermektedir.)
    • Tavuk eti (protein ve demir içermektedir.)
    • Balık eti (kalsiyum, demir, protein içermektedir.)
    • Portakal (Cvitamini, lif içermektedir.)
    • Kepekli ekmek (protein, lif, folik asit içermektedir.)

    Gebelikte En zararlı Besinler;
    • Genel olarak tatlı ve şekerlemeler
    • Reçeller ve şekerli marmelatlar
    • Likörler
    • Gazlı ve şekerli içecekler (kola, gazoz vs.)
    • Kızartmalar
    • Aşırı kahve ve çay
    • İki kişilik yemek yemek

    Gebelikte Alınması Yararlı Olan Vitamin ve Mineraller

    Kalsiyum: Bebeğinizin kemik ve diş gelişimi gebeliğinizin 8. haftasında başlamaktadır. Gebelikte normalde gerek duyduğunuz miktarın iki katı kadar kalsiyum gerekmektedir. Yeşil yapraklı sebzeler, peynir, süt ve yoğurt kalsiyum açısından oldukça zengindir. Üç dilim beyaz ekmek, 100 gr. yağsız peynir, 2 bardak süt ve 150 gr. sardalya günlük kalsiyum gereksinimini giderecektir. Süt ürünlerinin yağ açısından da zengin olduğu unutulmamalı ve yağı alınmış süt ya da yoğurt tercih edilmelidir. Doktorunuz önermediği sürece multivitamininiz ve doğal beslenmenizin dışında kalsiyum tableti almanıza gerek yoktur.

    Protein: Balık, et, kuru baklagiller ve süt protein açısından zengin besinler olup gebelikte artan protein ihtiyacını karşılamalıdır. Yağsız kırmızı et, mercimek, yumurta , kaşar peyniri, tavuk, balık yoğurt, yer fıstığı ve az miktarda fıstık ezmesi tercih edilebilir. Hayvansal protein alımında etin yağsız kısmının yenmesine dikkat edilmelidir.




    C Vitamini: Taze sebze ve meyvelerde bulunan C vitamini vücudun hastalıklara karşı direncini arttırır, plasenta yapısı için önemlidir ve demirin bağırsaklarda emilimini kolaylaştırır. Uzun süre saklanan ve pişirilen besinlerde C vitamininin çoğu kaybolur. Bu yüzden besinler taze olarak tüketilmeli ve sebzeler çiğ ya da haşlanmış olarak yenmelidir. C vitamin vücutta depolanmadığı için her gün mutlaka belli bir miktar alınmalıdır. Portakal, greyfurt, lahana, brüksel lahanası, patates, çilek, kırmızı ve yeşil biber, domates ve karnabahar bol miktarda C vitamini içermektedir.

    Lifli Gıdalar: gebelikte azalan bağırsak hareketleri nedeniyle kabızlık sık görülmekte ve dikkat edilmezse hemoroid ve fissürlere neden olarak konforu çok bozabilmektedir. Lifli yiyecekler günlük beslenmenin önemli bir bölümünü oluşturmalıdır. Sebze ve meyveler açısından zengindir ve her gün bolca yenebilir. Kepekli ekmek, pırasa, bezelye, kuru kayısı, kuru üzüm, kuru yemişler, esmer pirinç ve kepekli makarna yenebilir. Ancak kepekli besinler bazı besinlerin emilimini bozduğundan yüksek lif içeriğine rağmen aşırı tüketilmemelidir.

    Demir: Bebek ve anne için temel ihtiyaçların başında gelen demir, gebelikte dışardan ilaç alınması zorunlu tek mineraldir. Demir eksikliği sonucunda annede yorgunluk, halsizlik ve konsantrasyon kaybının yanı sıra saç dökülmesi, ciltte ve mukozolarda bozukluk gibi bulgular ortaya çıkabilmektedir. Hem gebelik nedeniyle artan anne kanına yeterli oksijenin taşınabilmesi için, hem de bebeğin doğumdan sonra kullanacağı demirin depolanması için daha fazla demire ihtiyaç vardır. Yağsız kırmızı et, ton balığı ve karaciğer bol miktarda demir içermekle birlikte, d,yet demir alımı için asla tek başına yeterli olamaz ve mutlaka demir ilaçları ile desteklenmelidir. Demir emilimi için C vitaminin önemi de unutulmamalıdır.

    Folik Asit: Gebelikten önce alımı ideal olmakla birlikte folik asit, gebeliğin ilk birkaç haftasında da bebeğin merkezi sinir sistemi gelişimi ve doğum defektlerinin önlenebilmesi için gereklidir. Vücutta depolanamadığı ve gebelik süresince normalden fazlasına ihtiyaç duyulduğu için her gün alınmalıdır. Taze yeşil sebzeler folik asitten zengindir. Pişirme ile değerlerinin azalmaması için çiğ ya da az haşlanarak yenmelidir.

    Gebelikte Sık Görülen Şikayetler
    Bulantı: Mide aktivitesini etkileyen hormonal değişikliklerle gebeliğin ilk aylarında bulantı sıkça ortaya çıkar. Herhangi bir gıdaya karşı tiksinme ve kusma olduğunda bu gıdalar için alım zorlanmamalı, başka bir gıdaya geçilmelidir. Bu durumda en iyi çözüm; sık ve az beslenmektir. 5-6 adet küçük öğün mide aktivitesini azaltarak hazmı kolaylaştırmaktadır. Sadece doktorun önerdiği özel durumlarda ilaç kullanılmalıdır.

    Mide Yanması: Mide boşalmasının gecikmesine bağlı olarak artan mide asidi ve büyüyen rahim nedeniyle midenin sıkıştırması ve mideden yemek borusuna sızan asidik içerik mide ve göğüs yanmasına neden olmaktadır. Küçük ve sık öğünler halinde beslenme en önemli prensiptir. Bunun yanı sıra doktorun gerektiğinde önerdiği asit giderici ilaçlar kullanılabilir.

    Kabızlık: Bağırsak hareketinin azalmasına bağlı olarak ortaya çıkan kabızlık özellikle gebelik öncesinde de varsa gebe kadının konforunu artan derecelerde bozmaktadır. Lif içeriğinden zengin yiyeceklerin yanı sıra bol su içilmesi gerekmekte ve kabızlığa yönelik ilaçların doktor tavsiyesi dışında kullanımı önerilmektedir.
    Gebelikte Dikkat Edilmesi Gereken Konular:
    1 Fazla kilo alımını önlemek için şekerli ve unlu yağlı besinler öneriler doğrultusunda tüketilmelidir.
    2 Beyaz et tercih edilmeli haftada en az 2 kez kırmızı et besinlerle alınmalıdır.
    3 Organ etleri salam sosis sucuk pastırma tüketimi sınırlandırılmalıdır.
    4 Kızartma kavurma taze olmayan besinler tüketilmemelidir.
    5 Günlük tuz alımı sınırlı tutulmalı iyotlu tuzlar tercih edilmelidir.
    6 Çevre temizliği gebe kadın ve bebeği için çok önemli olup sebze ve meyveler iyice yıkanmalı, kuru baklagil ve tahılların saklanma koşullarına dikkat edilmelidir. Besinleri korumak için kullanılan böcek ilaçları ve kimyasallardan uzak durulmalıdır.
    7 Kahve çay tüketimi sınırlandırılmalı yemeklerin üstüne içilmemelidir.
    8 Alkol ve sigara içilmemeli içilen ortamda durulmamalıdır.
    9 Gebelikte kullanılan ilaçlar fetusa zarar verebilir, doktor denetiminde kullanılmalıdır.
    10 Gebelikte bulantı ve kusma ilk haftalarda görülen ve besin alımını güçleştiren bir durumdur. Az ve küçük öğünler halinde besin alımı , sıvı tüketiminin artırılması, özellikle sabah öğünlerinden önce ekmek, kraker, önerilmektedir.
    11 Kabızlık sorunu varsa önerilen sebze ve meyvelerin kabuklarıyla tüketilmesi posa alımını artırn-maktadır.
    GEBELİKTE BESLENME
    Yediğiniz besinler bebeğinize plasenta yoluyla geçer. Tabii yediklerinizde bulunan zararlı maddelerde. Alkol ve kafein içeren içeceklerden uzak kalmalı, sigara içmemelisiniz.
    Şekeri azaltmalı, pastorize edilmemiş sütleri içmemelisiniz. Bol bol taze sıkılmış meyve suları içmelisiniz. Muzlu süt gibi içecekler kalsiyum ve protein açısından zengindir. yeşil yapraklı sebzeler , yağsız kırmızı et , süt, yoğurt, peynir, tavuk eti,balık gibi yiyecekleri bol bol tüketmelisiniz.
    Gebelikte böbrekleri çalıştırmak ve kabızlığı önlemek amacıyla bol su içmeli ve sıvı tüketmelisiniz.
    Anne karnında dersane
    Anne karnındaki bebekler de dersaneye gidiyor. Bebeğin işitme, dokunma, koku alma duyuları, hafızası ve zekasının anne karnında geliştirildiğini belirten Çocuk Psikiyatri Uzmanı Müjen İlnem, "Anne karnında dersaneye devam eden bebekler ile etmeyenler arasında 6 aylık zeka farkı oluyor. Küçük Einsteinler yetiştirmek istiyorsanız, çocuğunuzun ruhsal ve zihinsel gelişimi için çaba gösterin" dedi.

    Tanı Eğitim, İletişim ve Danışmanlık Hizmetleri"nden Çocuk Psikiyatrsiti Uzmanı Müjen İlnem, bebeğin ruhsal ve zihinsel olarak gelişiminin anneleri en çok ilgilendiren konuların başında geldiğini söyledi. Zeka toplumunun ön plana çıktığı günümüzde bebeklerinin zeki olmasını istemenin anne ve babaların en büyük hakkı olduğuna işaret eden İlnem, "Bir çocuğun zeka gelişimi için yapılabilecek çok şey var. Anne karnından başlayarak bebeğinizin zeka gelişimini ve psikolojik oluşumunu sağlamanız mümkün" diye konuştu.

    İlnem, anne rahmi dersanesi denilen olayın çocuğu istemekle başladığını ifade ederek şunları kaydetti:

    "İstenmeyen hamilelik sonucu doğan çocuklar bunu mutlaka anlıyorlar ve hayat boyu birtakım güven sıkıntısı yaşıyorlar. Böyle bir durum yaşamamak adına karı - koca olarak en baştan bebeği istediğinize emin olun. Bu istek gerçekten çok önemli. Bebek isteme kararı bazı toplumlarda bebeğin doğum günü olarak kabul ediliyor. Örneğin Afrika yerlilerinde anne çocuk yapmaya karar verdiği zaman bir ağacın altına oturduğunda bir türkü mırıldanmaya başlıyor. Daha sonra eşiyle beraber oluyor. Çocuğun doğum gününün annenin kafasında tasarladığı o gün olduğuna inanıyorlar. Böylelikle her bireyin kendine has bir özelliği, farklılığı olduğu ortaya çıkıyor."

    Bebeğinizle İletişim Kurun

    İlnem, anne karnındaki bebekle iletişim kurmanın pek çok yolu olduğunu hatırlatarak, "Yapılan araştırmalar bebeğin ana dilini anne rahminde öğrendiğini ortaya koyuyor. Bebekler zaten anne sesini çok çabuk algılıyorlar. Ardından da babayı algılamaya başlıyor. İşte bu nedenle bebeğin en baştan itibaren bir birey olduğunu kabul etmekte yarar var. Öyle ki hamilelik sırasında karı-koca arasında sürekli gerginlik yaşanması da bebeği etkiliyor. O açıdan tartışma sonrasında anne, karnına dönüp "Babanla yüksek sesle konuştuk ama bunun seninle ilgisi yok" demeli. Yapılan araştırmalar bazı çocukların ana rahminde şahit oldukları konuşmaları büyüdükten sonra hatırladıklarını ortaya koyuyor" şeklinde konuştu.

    Bebekle etkin iletişim kurma konusundaki tavsiyeler de şöyle sıralanıyor: "1. aydan itibaren bebeğinizi kabul edin. Anneliğe hazırlanın. Yok sanılacak bir canlı olmadığını bilin. Onu farkedin. Eşinizle birlikte onun çocuğunuz olduğunu kabul edin. 2. aydan sonra karnınızdaki çocukla iletişim kurmaya başlayın. Onu okşayın ve ona dokunun. 4. ayla birlikte bebeğinizin ne istediğinin farkına varın. Onunla konuşun ve ona bir birey gibi davranın. Ona müzik dinletin. 7. aydan itibaren sırtını okşayın. İnanması belki güç ama bebek bunu hissediyor. Elbette sadece annenin değil babanın da bebekle iletişim kurması şart. Dokunarak, konuşarak bebeğe kendini tanıtması son derece faydalı."

    İlnem, bebeği anne karnında eğitmenin yollarının başında müzik dinletmek de geldiğine dikkat çekerek, "Bebekler özellikle ritimleri çok seviyorlar. Ancak doğru müziği seçmek gerek. Örneğin, Brahms dinletilen prematüre çocukların daha çabuk geliştikleri biliniyor. Klasik müzik dinletmek doğru. Pembe dizi müzikleri, halk ezgileri gibi annenin hoşlandığı diğer müzik türleri de bebeğe dinletilebilir. Tabii rock müzik gibi sert müzikleri de dinletmemek gerek" şeklinde konuştu.
    DOĞUM HİKAYELERİNDEN Sonraki zamanlarda karnımda çatlarlar ile beraber, özellikle son aylarda midemdeki reflü beni mahvetti. Eskiler "Bebek saçlı doğacağı zaman anne bulanır midesi ekşir" derlerdi. İlaç kullanmak istemiyordum çare ararken kayısı çekirdeğini buldum kayısı çekirdeği bir kaç tane yiyince midemde o yanma ve sıkıntılar geçiyordu. Gaviskon ya da talcid gibi mide yanmasını azaltıcı ilaçlar yerine alıyordum kavrulmuş kayısı çekirdeğini burada buna "islimsiz"çekirdek deniyor ve acayip lezzetli bir şey bu sayede hem ağız tadım bozulmuyordu hem de sıkıntım kalmıyordu. Hamileliğim sırasında bol bol kitap okuma ve internette hamillikle alakalı her şeyi araştırma fırsatı buldum. Bunlardan biri, hurma yiyen annelerin kolay doğum yaptıkları idi bildiğimiz ramazandaki hurmalardı bunlar. Ramazan ayı içerisinde de olduğumuzdan bol bol tükettim. Bu arada zemzem suyunun içerisindeki manevi sırları okudum ve hacca giden bir arkadaştan temin ettiğim suyu 9 ay boyunca tükettim. Bunun sonuçlarını ise bebeğim doğduğunda saç derisinde ve ağzında pamukçuk vs. gibi sorunların olmamasıyla aldım
    • Hamilelik döneminde en sık yaşanan sorunlardan birisi de kabızlıktır. Bunu engellemek için, bu dönemde lif yönünden zengin besinleri tüketmenizi ve bol bol meyve özellikle de mürdüm eriği yemenizi tavsiye ederiz.
    • Özellikle hamileliğin ilk üç ayında, bazı kadınlarda mide bulantısı görülmektedir. Mide bulantısını önlemek için, sabahları 1-2 küçük avuç beyaz leblebi yenilebilir. Unutmayın, kızartma ve yağlı yiyecekler bulantıyı artırır.
    • Kilo alımını kontrol altında tutmak için kalorisi azaltılmış ve bol lif içeren ürünleri tercih etmelisiniz. ETİ Form ürünleri, kilonuzu kontrol altında tutmanıza destek olacaktır.
    • Krampları önlemek için doktor kontrolünde magnezyum kullanabilirsiniz. Magnezyum yönünden zengin badem, ceviz, fındık, fıstık gibi ürünler de bu takviyeye destek olur.
    • Karşılaşılan sorunlardan biri de ödemdir. Ödem oluşumunu önlemek için mümkün olduğunca tuzsuz yemekler tüketmelisiniz.
    • Hamilelik döneminde protein çok önemlidir. Her gün bir tane haşlanmış yumurta yemenizi öneririz.
    • Yağ tüketimini azaltmalı, mümkün olduğunca zeytinyağı olarak almalısınız.
    • Bol bol balık tüketmenizi öneririz.
    • Kalsiyum ihtiyacı için günde en az 2-3 su bardağı süt içmelisiniz.
    • Bal yerine, daha besleyici olan pekmezi tercih edebilirsiniz.
    • Çiğ etten uzak durulmalı; özellikle sucuk, salam, sosis, pastırma, çiğ köfte gibi ürünlerden uzak durmalısınız.
    • Günde en az 4-5 porsiyon meyve tüketmeye çalışmalısınız.
    • Çay yerine taze sıkılmış meyve suyu tercih etmelisiniz; çünkü çay, demirin vücutta kullanımını azaltır.
    • Hamilelikte iki kişilik yemek doğru değildir, bu nedenle yemek seçiminizi yaparken sağlıklı beslenme ilkelerine uygun ve protein ağırlıklı olmasına dikkat etmenizi öneririz.

    HAMİLELİKTE BULANTI
    • Bulantıyı tetikleyen sigara, yemek, parfüm kokusu gibi faktörlerden uzak durmak
    • Öğün sayısını altıya çıkarmak, az ama sık aralıklarla yemek yemek. Midenin boş kalmasına izin vermemek
    • Bulantı hissedildiği anda beyaz leblebi, tuzlu kraker, peksimet, kuru ekmek gibi besin madderi yemek
    • Uyandıktan sonra yataktan kalkmadan önce kraker gibi kuru birşeyler yiyip bir süre yatakta dinlendikten sonra kalkmak
    • Yemek aralarında yeterli sıvı almak
    • Gün içinde zaman zaman mola vererek dinlenm
    Armut hamile kadınların mide bulantısını giderir, tansiyonu düşürür, sinirleri teskin eder),
    HAMİLELİKTE HURMA
    Allah'ın, Hz. Meryem'e "hurma yemesini" bildirmesinin pek çok hikmeti vardır. Allah'ın Hz. Meryem'in doğumunu kolaylaştırmak için sunduğu nimetlerden biri olan hurmanın, özellikle hamile ve doğum yapan kadınlar için önemi ve faydaları, bugün bilimsel olarak da bilinmektedir. Hurma içerdiği %60-65 oran ile en çok şeker içeren meyvelerden biridir. Doktorlar, hamile kadınlara doğum yaptıkları gün meyve şekeri içeren yiyecekler verilmesi gerektiğini belirtmektedirler. Bunun amacı, annenin zayıf düşen vücuduna enerji ve canlılık kazandırmak, aynı zamanda da yeni doğan bebeğe gerekli olan sütün oluşabilmesi için, süt hormonlarını harekete geçirmek ve anne sütünü çoğaltmaktır.

    Ayrıca doğum sırasında meydana gelen kan kaybı, vücut şekerinin düşmesine sebep olur. Hurma vücuda tekrar şeker girişinin sağlanması açısından önemlidir ve tansiyon düşmesini de engeller. Kalori değerinin çok yüksek olması sebebiyle hastalıktan güçsüz düşmüş ya da yorgun olan kimseler için özellikle çok faydalıdır

    Bu bilgiler, Allah'ın Hz. Meryem'e, hem kendisine enerji ve canlılık verecek hem de bebeğin tek gıdası olan sütün meydana gelmesini sağlayacak "hurma"dan yemesini bildirmesindeki hikmetleri ortaya koymaktadır. Örneğin hurma insan vücudunun sağlıklı ve zinde kalabilmesi için hayati önem taşıyan 10'dan fazla element içermektedir. Bu nedenle günümüzde bilim adamları, insanın sadece hurma ve suyla yıllarca yaşayabileceğini belirtmektedirler. Bu konuda tanınmış uzmanlardan biri olan V. H. W. Dowson ise, bir hurma ve bir bardak sütün bir insanın günlük besin ihtiyacını karşılamaya yeteceğini söylemektedir.

    Hurmada bulunan oksitosin maddesi de, modern tıpta doğumu kolaylaştırıcı bir ilaç olarak kullanılmaktadır. Oksitosin, doğumu kolaylaştırıcı etkisi nedeniyle pek çok kaynakta "rapid birth" yani "hızlı doğum" ifadesiyle tanımlanmaktadır. Doğum sonrasında ise anne sütünü artırıcı etkisiyle bilinmektedir. Oksitosin esasen beyinde salgılanan doğum sancılarını başlatan bir hormondur. Doğum öncesi vücudun tüm hazırlıkları bu hormon sayesinde başlar. Hormonun etkisi ana rahmini oluşturan kaslarda ve anne sütünün salgılanmasını sağlayan kas yapısındaki hücrelerde görülür. Doğum esnasında ana rahminin etkili olarak kasılması doğumun gerçekleşebilmesi için son derece önemlidir. Oksitosin de, rahmi oluşturan kasların çok güçlü bir şekilde kasılmasını sağlar. Ayrıca oksitosin yeni doğmuş olan bebeğin beslenmesi için anne sütünün salgılanmasını başlatır. Hurmanın tek başına bu özelliği -oksitosin içermesi- bile Kuran'ın Allah'ın vahyi olduğunun önemli delillerinden biridir. Hurmanın tıbbi olarak faydalarının tespit edilmesi ancak yakın tarihlerde mümkün olmuştur. Halbuki Kuran'da 1400 sene evvel Allah'ın Hz. Meryem'e hamilelik döneminde hurma ile beslenmesini vahyettiği bildirilmektedir.

    Ayrıca hurmada insan vücuduna bol miktarda hareket ve ısı enerjisi kazandıran, vücutta parçalanıp kullanılması kolay olan bir şeker türü bulunmaktadır. Üstelik bu şeker kan şekerini hızla yükselten glikoz değil, meyve şekeri fruktozdur. Özellikle şeker hastalarında kan şekerinin hızla yükselmesi, pek çok organı olumsuz olarak etkiler, ancak en çok hasar gören organ ve sistemler göz, böbrekler, kalp-damar sistemi ve sinir sistemidir. Gözde görme kaybına kadar varan rahatsızlıklar, kalp krizi, böbrek yetmezliği gibi pek çok ciddi hastalığın en önemli nedenlerinden biri kan şekeri yüksekliğidir.

    Hurma içerik olarak çok çeşitli vitamin ve minerale sahiptir. Lif, yağ ve proteinler açısından da çok zengindir. Hurmada sodyum, potasyum, kalsiyum, magnezyum, demir, kükürt, fosfor ve klor da bulunmaktadır. Hurma ayrıca A vitamini, betakaroten, B1, B2, B3 ve B6 vitaminlerini de içerir. Hurmada bulunan vitamin ve minerallerin, normal insan vücudunda ve hamilelik zamanlarındaki faydalarından bazılarını ise şöyle sıralayabiliriz:

    Hurmanın besleyici oranının gücü, içerdiği uygun mineral dengesinden kaynaklanmaktadır. Hurmada, hamilelikte kadınların alması gereken bir B vitamini olan folik asit de bulunmaktadır. Folik asit (B9), vücutta yeni kan hücresi yapımında, vücudun yapı taşı olan amino asitlerin yapımında ve hücrelerin yenilenmesinde önemli görevler üstlenen bir vitamindir. Bu yüzden hamilelikte folik asit ihtiyacı belirgin şekilde artar ve günlük ihtiyaç iki katına çıkar. Folik asit seviyesi yetersiz olduğunda yapısal olarak normalden büyük, ancak işlevleri düşük alyuvar hücreleri meydana gelir ve kansızlık belirtileri ortaya çıkar. Özellikle hücre bölünmesinde ve hücrenin genetik yapısının oluşmasında önemli rol oynayan folik asit, hamilelik sırasında gereksinimi iki katına çıkan tek maddedir. Hurma da, folik asit açısından çok zengin bir besin türüdür.

    Öte yandan hamilelikte meydana gelen uzun süreli bulantı ve fiziksel tepkimeler nedeniyle potasyum eksikliği açığa çıkar ve bu durumda da potasyum takviyesi yapılması gerekir. Hurmada bol miktarda bulunan potasyum bu açıdan büyük önem taşıdığı gibi, vücuttaki su dengesinin korunmasında da son derece etkilidir. Ayrıca potasyum beyne oksijen gitmesine de yardımcı olarak berrak düşünebilmeyi sağlar. Bununla beraber vücut sıvıları için uygun alkalik özelliği sağlar. Zehirli vücut atıklarını dışarı atması için böbrekleri uyarır. Yüksek kan basıncını düşürmeye yardım eder ve sağlıklı deri oluşumunu sağlar.

    Hurmada bulunan kalsiyum ve fosfat ise, iskelet oluşumu ve vücudun kemik yapısının dengelenmesi için çok önemli elementlerdir. Hurma, içerdiği bol fosfor ve kalsiyum ile kemik zayıflığına karşı bünyeyi korur ve bu hastalıkların azaltılmasına yardım eder.
    Bilim adamları hurmanın stres ve gerginliği giderici etkisine de dikkat çekmektedirler. Berkeley Üniversitesi uzmanlarının yaptığı araştırmalar, sinirleri güçlendiren B6 vitamininin ve kasların çalışmasında önemli rol oynayan magnezyum mineralinin hurmada yüksek miktarda bulunduğunu ortaya koymuştur. Hurma ayrıca içerdiği magnezyum ile, böbrekler için de son derece önemlidir. Bir insan günde 2-3 tane hurma yiyerek vücudunun magnezyum ihtiyacını karşılayabilir.

    İçerdiği B1 vitamini ile sinir sisteminin sağlıklı olmasını kolaylaştırır. Vücuttaki karbonhidratların enerjiye çevrilmesine, protein ve yağların vücudun diğer ihtiyaçları için kullanılmasına yardımcı olur. B2vitaminiyle de, vücudun enerji sağlaması ve hücrelerin yenilenmesi için protein, karbonhidrat ve yağların yakılmasına yardımcı olur.

    Hamilelikte A vitaminine olan ihtiyaç da artar. Hurma, içindeki A vitamini sayesinde, görme gücünü ve vücut direncini artırır, kemik ve dişlerin güçlenmesini sağlar. Hurma, betakaroten açısından da son derece zengindir. Betakarotenin hücrelere saldıran molekülleri kontrol altına alarak, kanseri önleyici özelliği vardır.
    Ayrıca diğer meyveler genellikle protein açısından yetersizdir, ancak hurma protein de içermektedir. Bu özelliği sayesinde vücudun hastalıklara ve enfeksiyonlara karşı korunmasını sağlar, hücreleri yeniler ve vücut sıvısını dengeler. Örneğin et de faydalı bir gıdadır ancak özellikle hamilelik döneminde taze bir meyve olan hurma kadar fayda vermeyebilir. Hatta böyle bir dönemde etin fazla tüketilmesi vücutta zehirlenmeye neden olabilir. Hazmı kolay olan, hafif sebze, meyve türü yiyeceklerin tercihi daha uygun bir seçimdir.

    Hurmanın içerdiği demir, kırmızı kan hücrelerinde bulunan hemoglobin sentezini kontrol eder ve bu da hamilelikte kansızlığın engellenmesini ve bebeğin gelişimi için hayati önem taşıyan kandaki alyuvarlar dengesinin uygun hale gelmesini sağlar. Bilindiği gibi alyuvarlar kanda oksijen ve karbondioksiti taşıyarak hücrelerin canlılığını sürdürmesinde rol oynarlar. Çok fazla demir içermesi sebebiyle, bir insan günde 15 tane hurma yiyerek vücudunun demir ihtiyacını karşılayabilir ve demir eksikliğinden kaynaklanan rahatsızlıklardan korunmuş olur.
    Hamile kalmadan önce yapmanız gerekenlerBebek sahibi olmaya karar verdiğiniz anda beslenme alışkanlıklarınızın tümünü gözden geçirmelisiniz. Folik asit alımına başlayınız. Daha gebeliğin yeni anlaşıldığı hatta gebe kalma olasılığının olduğuya da gebe kalınmak istendiği günlerden itibaren anne adaylarının yapmaları gereken şey; folik asit adındaki vitamini almaya başlamalarıdır. Folik asit desteğinin önerilme nedeni ise beyin ve omurilikde oluşabilecek problemlerin önlenmesidir. En iyi doğal folik asit kaynakları yeşil yapraklı sebzeler, taze sıkılmış meyve suları, pancar, brokoli, bamya ve kuru baklagillerdir. Ancak hiç olmazsa gebe kalındığı anlaşıldıktan sonra bu besinlere ek olarak mutlaka ilaç tarzında folik asit de alınmalıdır.
    Evlenmeden önce bir sağlık kuruluşuna başvurarak özürlü çocuk sahibi olma riskinizin bulunup bulunmadığını, hamile kalmadan önce nelere dikkat etmeniz gerektiğini öğrenin
    Hamilelik döneminde geçirilen kızamıkçık hastalığının, düşük ya da sakat doğumlara neden olduğu bildirildi. Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Himmet Karazeybek, kadınların hamile kalmadan önce bir kan testiyle kızamıkçık geçirip geçirmediğinin tespit edilmesini ve eğer geçirmediyse aşılanması gerektiğini vurguladı. “Herkes bir defaya mahsus bu aşıyı yaptırmak zorundadır. Çocuk yapmayı isteyen kadınların özellikle hamile kalmadan kızamıkçık aşısını yaptırmaları gerekiyor. Kadın, hamilelik sürecinde kızamıkçığa yakalanırsa, düşüklere neden olabilir. Ayrıca çocukta organlar gelişimini tamamlayamaz ve kafa, göz anomalileri, katarakt, sağırlık, kalp delikleri zeka geriliği gibi durumlara yol açabilir.”
    Hamile kalmaya karar verdiğinizde mutlaka bir doktora başvurun ve gereken testleri yaptırarak doktorunuzun tavsiyesine göre B12 ve Folik asit gibi vitaminleri kullanın.
    Doktora başvurduğunuzda;

    - Bugüne kadar yaşadığınız tıbbi problemler konusunda doktorunuzu bilgilendirmeniz gerekir.
    - Jinekolojik muayene ile özellikle rahim ve rahim ağzının değerlendirilmesi gereklidir.
    - PAP Smear testi ile rahim ağzı kanseri açısından kontrolünüz mutlaka yapılmalıdır.
    - İdrar testi, idrar incelemesi ile idrar yolu enfeksiyonları ve böbreklerinizle ilgili problemler tespit edilebilir.
    - Anne adayının ve eşinin kan gruplarının belirlenmesiyle kızamıkçık, sarılık, taksoplazmozis gibi hamilelik sırasında geçirildiği takdirde bebekte anormalliklere yol açabilecek enfeksiyonlara karşı bağışıklık durumunun belirlenmesi gerekir.
    - Kan basıncının (Tansiyon) yüksek bulunması halinde hamilelik öncesinde gerekli önlemlerin alınması gerekir.
    - Cinsel temas yoluyla geçen klamidya, üreoplazma gibi enfeksiyonların tespit edilmesi ve düşüklere yol açabilen bu enfeksiyonlara karşı hamilelik öncesinde gerekli tedavinin yapılması gerekir.
    - Tiroit bezinin fonksiyonu ile ilgili problemler hamileliğin elde edilmesini ve sağlıklı bir şekilde devam etmesini engeller. Tiroit bezine ait bozukluklar tedavi edildiğinde sağlıklı bir bebek sahibi olmak mümkündür.
    Yüksek tansiyon veya şeker hastalığı gibi özel durumlar hamileliğinizi etkiler. Ailenizde genetik bozukluğa bağlı bir hastalık varsa ve 35 yaşın üzerinde iseniz bir genetik uzmanına başvurabilirsiniz.
    Sağlıklı beslenme ve kilo dengesini koruyarak vücudunuzu hamileliğe hazırlayabilirsiniz. Bazı hekimler hamilelikten 3 ay önce başlamak üzere günde 400 mcg Folik asid (B vitamini) alınmasını önerir. Folik asid hamileliğin ilk 3 ayı içinde oluşabilecek nöral tüp defekti adı verilen beyin ve omurilikteki bozuklukları önlemeye yardım eder. Folik asidi içeren besinleri de bol tüketmenizde fayda vardır. Bunlar; portakal suyu, yeşil lifli sebzeler, kuru ve doğal baklagillerdir.

    Egzersiz yapmaya şimdiden başlayabilirsiniz ve hamileliğiniz süresince de çok ağır olmamak koşulu ile egzersize devam edebilirsiniz. Sigara ve alkol kullanıyorsanız bunları kesmelisiniz çünkü bebek üzerinde zararlı etkileri vardır. Doktora danışmadan ilaç kullanmamalısınız ancak halihazırda bir hastalığınız sebebi ile ilaç kullanmak zorunda iseniz hastalığınızı ve kullandığınız ilacı doktorunuzla konuşmalısınız.
    Bebek sahibi olmaya karar vermeden önce yaptırmanız gereken bazı sağlık kontrolleri var, böylece daha rahat bir hamilelik geçireceksiniz.

    Bir çocuğunuz olmasını mı istiyorsunuz, öylese önce sağlığınızla ilgili bazı noktaları gözden geçirmelisiniz... Anne ve bebek sağlığı ile ilgili bilgi veren parents.com sitesi bu konuda önemli hatırlatmalar da bulunuyor.

    - Yiyeceklere odaklanın
    Yediklerinize en çok dikkat etmeniz gereken döneme giriyorsunuz. Sebze ve meyveler, tahıllar, kalsiyum içeriği yüksek yiyeceklere ağırlık vermeniz şart...



    - Folik asit alın
    Folik asit doğumsal sakatlıkları azaltmanın yanı sıra gebelerde kan hücrelerinin artması için de yardımcı oluyor. Ayrıca bebeğin ve plasentanın da gelişiminde gereklidir. Bu yüzden hamile kalmayı düşünen kadınlar gebelikten en az bir ay önce doktorlarına danışarak folik asit alımına başlamalı.

    - Kafeinden uzak durun
    Doktorlar günde iki fincandan fazla kafein alınmaması gerektiğini vurguluyor. Böylece düşük ağırlıklı doğum, düşük gibi riskleri de azaltmış olursunuz. Taze sıkılmış meyve suları, ayran gibi içeceklere şimdiden ağırlık vermelisiniz.

    - Sigarayı bırakın
    Sigara içen hamile annelerin düşük yapma ihtimali de çok yüksek. Erken doğum ve düşüklerin yüzde 80'inin sebebi sigaradır. Ayrıca sigara içen kadınlarda kısırlık 10 kat fazladır. Bu yüzden hamile kalmayı düşünüyorsanız hemen sigarayı bırakın. Aynı şey kesinlikle alkol için de geçerli.

    - Dişlerinizi bakımdan geçirin
    Dolgularınızı yaptırın, dişlerinizi temizletin, çürükleriniz varsa mutlaka gerekli tedaviyi yaptırın. Çünkü hamilelik döneminde zaten dişleriniz hassaslaşacak ve bazı tedavileri de yaptıramayacaksınız.

    - Baskıyı azaltın
    İşyerinde çok baskı altındaysanız, stresli bir çalışma hayatınız varsa, aile hayatınızda henüz tam iletişim sağlayamamışsanız üzerinizdeki bu baskıları azaltmadan hamile kalmayın. Sizin yaşadığınız sıkıntı ve stres bebeğinize de geçecektir.
    Hadisi şerifte;Hamile iken ayva yiyenin çocuğu güzel olur.www.dinibilgiler.org dan

  2. Re: HAMİLE VE HAMİLE OLMA ADAYI ARKADAŞLAR LÜTFEN BURAYA:) İŞTE SİZE BU KONUDA BİR DOLU BİLGİ:)

    Güzel bilgiler

  3. #3

    Re: HAMİLE VE HAMİLE OLMA ADAYI ARKADAŞLAR LÜTFEN BURAYA:) İŞTE SİZE BU KONUDA BİR DOLU BİLGİ:)

    yazılanlar doğru.katılıyorum.çok özel bir dönem.ne yapılsa yeri.bunlara dikkat etmek çok önemli herhalde.
    canım kızım DOĞA 12.06.2002

 

 

Benzer Konular

  1. hamile olmayanlar buraya
    Konuyu Açan: camomile, Forum: Genel Forum.
    Cevap: 67
    Son Mesaj: 15 Ekim 2009, 07:32
  2. Cevap: 7
    Son Mesaj: 03 Mayıs 2006, 07:34
  3. 14 HAFTALIK HAMİLE SABIRSIZ ANNE ADAYI.
    Konuyu Açan: BELKIS, Forum: Kadın Sağlığı, Gebelik ve Doğum.
    Cevap: 1
    Son Mesaj: 05 Şubat 2006, 16:51
  4. hamile iken emzirmek, yada emzirirken hamile olmak.
    Konuyu Açan: aycicek, Forum: Genel Forum.
    Cevap: 11
    Son Mesaj: 29 Haziran 2005, 11:20
  5. HAMİLE ARKADAŞLAR LÜTFEN SİGARA İÇMEYİN
    Konuyu Açan: NİLGÜN-MELİS, Forum: Genel Forum.
    Cevap: 2
    Son Mesaj: 09 Nisan 2004, 14:43

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Dosya Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
 
 
Lidya.Net
Bu site Lidya.Net tarafından hazırlanmış ve yayınlanmaktadır © 1998-2012. Bu sitede yayınlanan yazılar, kaynak ve yazarı belirtilmek kaydıyla kullanılabilir.
İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren AnneCocuk.com adresimizde 5651 Sayılı Kanun'un 8. Maddesine ve T.C.K' nın 125. Maddesine göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan ve yazdıkları yazılardan kendileri sorumludur.
AnneCocuk.com ile ilgili yapılacak tüm hukuksal şikayetler iletişim linkinden iletişime geçildikten sonra en geç 2 (iki) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve size geri dönüş yapılacaktır.